9 Haziran 2013 Pazar

bir soru

Az önce "hayat ne kadar da güzeeeel, insanlar ne kadar da iyiii, lalalaaa.." derken ağzıma attığım bi çatal dolusu pilavın, dilimi aşırı derecede yakmasıyla RESMEN RENCİDE OLDUM. Hakkında bu kadar iyi konuştuğum hayat neden bana devamlı kötü sürprizli hediye kutuları hazırlıyordu? Neden hayatla aramdaki ilişki hala platonik, neden ben ona son derece bağlıyken, o bana naber bebeğim ben seni ararım diyip dönmüyor? Bilmiyorum. Yine de içimdeki iyimser "hmm, bence hayat da sana karşı boş değil" diyince gemilerim hemen suya iniyor (tamam haftaiçleri genelde anlaşamıyoruz ama haftasonları ikimiz de izinli olduğumuzda ortalık yeşil çimenli Amerikan banliyöleri kadar huzurlu).

İnsanlara olan sevgimse artık aptallık gibi. Baya baya herkese sarılasım var bu ara. Durup durup gelin sizi öpücem diyen Levent Kırca gibi dolaşıyorum ve halimden zerre pişmanlık duymuyorum. Merhaba, ben insanları çok seviyorum, anlaşamıyorum ama çok seviyorum. Canlarım insanlar. Sizi seviyorum.

Son paragrafta ise bahsetmek istediğim konu, beklemediğiniz bir insandan gece yarısı aniden gelen "BİR SORU: Neden bloga ara verdin? Ben okudum, güzeldi" cümlesinin bana bilgisayarı açtırması.

Ben söz verince tutarım:)

2 yorum:

Taygun Bulmuş dedi ki...

welcome back

zeytin dedi ki...

thanks toto (sana içimden toto derim)