12 Haziran 2010 Cumartesi

içsel gibi diil gibi

Az önce modayı sorguladım kıyafetlerimi toplayıp dolaba koyarken. Herkesin dönem dönem parası bittiğinde yaptığı şey yani. Niye alıyoruz bütün bunları, neler dönüyo, güzelsek güzeliz, çirkinsek çirkiniz, şu yüksek bel pantolonun buna ne kadar katkısı olabilir ki die düşündüm. Bundan yaklaşık bi 6-7 sene öncesinde annemle bi inşaatın önünden geçerken, sarı lastik çizmeli adamları görüp bunlar moda olsa mesela, her rengini yapsalar ve çoğunluğun o sezonki tarzını belirleyen bikaç mağazada satmaya başlasalar kapışılır mı sence demiştim. O da marjinal bi cevap vermiş olmak için -çünkü olmaz öle bişey demek çok düz bi bakış açısı olucaktı, hani yaparız ya öle inanmadığımız şeylere o an sırf inanmak daha güzel gözüküyo die onay veririz- olucak bence öle bişey demişti. İkimzde ihtimal vermemiştik o zaman ama bu kış buna ihtimal verenler lastik yağmur çizmelerini piyasaya akın akın sürdü, ben de en başta nefret ettim, dalga geçtim ehe ehe diye, sonra da bence çok kullanışlı ve güzeller diyip gidip aldım. Herkes aldı. İstanbul'da kimsenin ayağına su girmedi bu kış diyebilirim. Keza yüksek bel pantolonlar, etekler. Şuan dolabım beli karnıma kadar çıkan kıyafetlerle dolu, bu zamana kadar yatırım yaptığım düşük belleri alırken aklım da nerelerdeymiş diyorum. İşte böyle saçmasapan bişey. Üstelik bunu insanların zaman geçtikçe zevkleri olgunlaşır veya değişir, daha önceden burun kıvırdıkları şeylere yönelebilirler şeklinde de yorumlayamıyorum çünkü sürekli tekrar halinde bişeylere saldırıyoruz. Aynı örnek üzerinden gidersek mesela ben çocukken yüksek bel modaydı,sonra biraz büyüdüm hepimiz aşırı düşük belli kotlarla gezdik, şimdi gene başa döndük, 3-5 sene sonra gene.. Bu çok da parlak olmayan yazıyı bi yere bağlamak niyetinde diilim, sadece zaman zaman olmadık yerlerde çok fena aydınlanmalar yaşıyorum, gözümü ilerde bi noktaya sabitleyip olum dur.. çok garipmiş.. diyesim geliyo. Yadırgamak normalken kanıksamayı yadırgıyorum. Bu son cümledeki ilk üç kelimenin özne olduğunun bilincinde olarak cümleyi geri okuduğumda, tam da kendimi çok iyi ifade ettiğimi düşünürken, son bikaç günün en saçma cümlesini kurmuş oldum. Yani artık bana havada, karada ve aklımın çok da ermediği kurallarla dolu moda dünyasında ölüm yok. Çüz.

2 yorum:

Taygun dedi ki...

Bahsettiğin şey sanırım şöyle. Benim düşündüğüm kadarı. Aklıma ilk geleni söyliyeyim. Bugünün modası eski modaya geri dönmek. Çünkü eski olanların değerlendiği ve nadirliğin ünlü olduğu bir çağdayız. Şimdi elimizde bundan 80 sene öncesinden çok nadide bir plak olsa ne seviniriz. Ama aslında 80 sene önce böyle birşey yoktu. Hani kimse 1800'lü yıllarda olm 1700'lerden kalma bende bir yazıt var çok güzel demiyordu. İşte tam olarak şimdi bulunduğumuz çağda az olan ile güzel olanın arasında doğrudan bir bağıntı var. Nereye getireceğim. Şuraya; Artık çok fazlayız. Çok fazla insanız ve herşeyden çok var. Ama eskiden öyle değildi. Çok olmayana doğru eğilimimizden doğan, eskileri yeniden canlandırma içgüdümüz var. Dur sıkıldım yazmaktan. Eski modaya ilgili olmamızın kısaca bence alakası şu çok kişi arasından farklı olmaya çalışıyoruz. Moda da böyle bilim de öyle politika da öyle. Bence durum bu. Bakalım yarın neler olucak. (Not: halbuki 70-80'lerde hep ilerisini hayal ederdik-ben etmezdim edemezdim-. Uzay çağı 2001 uzay efsaneleri gibi)

zeytin dedi ki...

geleceği ben de hayal edemiyorum aklım almıyo heralde tam bilmiyorum. bundan 10 sene öncesinden bu yana olan ilerlemeler bana sadece aypod ve tuvaletlerdeki elini altına koyunca zıııııtt die tuvalet kağıdı çıkaran sensörlü makinelermiş gibi geliyo. hayatımız kolaylaştıkça daha memnuniyetsiz insanlar olduk. mesela ben öle oldum. önceden cep telefonu yokken evden şu saatte seni şurda beklicem diyip çıkılırmış, artık karşıdan gelen geç kalınca trafik mi sıkıştı vasıta mı bulamadı başına yolda bişe mi geldi bilemeden şuursuzca gelene kadar beklenirmiş ve insanlar bununla mutluymuş. şimdi birine cebinden 2 kere ulaşama hemen tripler ardı ardına yağar. ayrıca da trip diil gönül koyma.